Skutır yükleme…

Şehirde çok uzun süre kaldığım

bir türlü seyahate çıkamadığım zamanlarda en büyük eğlencem, seyahat ekipmanımı toplayıp toplayıp dağıtmak. Motosikleti yüklüyorum, geri boşaltıyorum. Çantaları dolduruyorum, geri boşaltıyorum. Kafam çoktan Gelidonya Feneri’ nin yamacına matı sermiş oluyor, ben nasıl hala İstanbul’ dayım anlamıyorum.

Sponsor Reklam

Motosiklet Al – Motosiklet Sat  2tekerciden.com

Madem bu kadar eşya yükleyip boşaltmakla uğraşıyorum, bari dedim, bir yazı yazayım. Tabii her seyahatin ve insanın koşulları farklıdır, o yüzden siz benim bu kişisel tecrübelerimi kendinize göre modifiye edip kullanınız. Hatta farklı bir fikriniz varsa yorum yazarsanız çok sevinirim. 🙂

Eveet, bizim hayali seyahatimizde koşullarımız şöyle: Burçak, solo gezgin, 2012 model 250 cc lik skutırla geziyor. Yaz aylarında, az para harcayarak, çoğunlukla kamp yaparak, kendi yemeğini kendi pişirerek, memleketin güzide beldelerinde gezecek. Bol bol yayla, şelale, kanyon, antik şehir görmeyi umuyor. Tahmini yolculuk süresi iki haftayla bir ay arası.

Evet, elimizdeki koşullar bunlar. Bütünden parçalara bölerek başlıyorum. Soru: Kaç farklı depolama alanım var? Cevap:

1) Topcase / Portbagaj

2) Sele Altı Bagaj

3) Torpido Gözü

olmak üzere, skutıra ait üç depolama alanı. Ve:

4) Büyük sırt çantası

5) Küçük sırt çantası

6) Bel çantası

olmak üzere, bana ait üç depolama alanı daha. Bu, solo seyahat etmenin hikmeti. Tek motosikletle iki kişi geziyor olsaydık, büyük ihtimalle büyük sırt çantasını arka bagajın üstüne koyacaktık veya yan çantalara da ihtiyaç duyacaktık, tıpkı zaman zaman eski F650’ me yaptığım gibi motosikletin belini amansızca bükecektik ve muhtemelen dengeli bir yükleme yapamayacaktık.

Ama şimdi tek başımayım ve böyle bir zulüme ihtiyaç yok. 🙂 Şimdi eşyalarımızı paylaştırmaya başlayabiliriz.

 

TOPCASE

Topcase’ i yerleştirirken aklımdaki soru şu: Bir molada, ani bir yol kıyısı pikniğinde neye ihtiyacım olacak? Zira normal normal giderken aniden kontağı kapatıp piknik yapmaya başlamayacaksak neden yola çıkmış olabiliriz ki? Yer örtüsü olarak da kullandığım panço yağmurluk, kamp ocağı ve kartuş, kap kacak, kahve, bisküvi, kuruyemiş vb. dayanıklı yiyeceklerimi sakladığım yemek çantası, hatta sefacıların kraliçesi olduğum için hafif ve küçük bir hamak hep burada, topcase’ de. Böylece tatlı bir su kıyısı, ağaç gölgesi beni “Gel canım biraz dinlen” diye çağırdığında, skutırdan hiçbir şeyi döküp saçmak zorunda kalmadan, sadece topcase ekibimle obamı kurup keyif çatabilirim. Tabii burada önemli olan başka bir konu da, artçı selesine bağlayacağımız büyük sırt çantasını dik değil yatay olarak bağlamak, böylece topcase’ in açılmasına engel olmamak.

Skutır Yükleme Partisi @kızbasına

 

SELE ALTI 

Burası, araç yüklüyken en zor ulaşacağımız bölme, dolayısıyla her an elimizin altında olması gereken şeyleri değil de, gecelik bir kamp kurduğumuzda, bütün eşyamızı döktüğümüzde lazım olabilecek eşyaları koymak mantıklı. Ben buraya nadiren veya acil durumlarda kullanılacağını düşündüğüm basınç ölçer, kompresör, lastik tamir kiti, alet çantası, yedek hard disk, ilkyardım çantası vb. eşyaları koyuyorum.

Eskiden levyesine, yedek iç lastiğine, lokma takımına varana kadar yanımda alet edavat taşıyordum. Tecrübelerim beni bu konuda sadeleşmeye itti. Her şeyi kendim halledebilecek olmak hissi başta güzeldi ama şimdi biraz akışına bırakmakta ve gerektiğinde yardım almakta pek sakınca yokmuş gibi geliyor. 🙂

Uzun yola çıkan herkesin, motosikletinin uygun bir yerine bir çakmak soketi monte ettirmesi gerektiğini düşünüyorum ve bütün motosikletlerimde ilk işim çakmak soketi taktırmak oluyor. Hem telefonumu şarj etmek için, hem de lastiğimi şişirmek için kullanıyorum. X City’ deki çakmak soketim selenin altında bulunuyor.

 

TORPİDO GÖZÜ

İşte skutırın sürücüsüne sunduğu güzelliklerden biri. Buraya, el altında olması gereken ufak tefeği koyuyorum. Mesela benim sağ dikiz aynamın yuvası biraz yalama, bazen sıkılaştırmak gerekiyor. Bunun için küçük bir İngiliz anahtarı, kask kılıfı ve geri kalan her şey için bir duct tape, torpido gözü ahalisini oluşturuyor. Skutırların torpido gözleri pek güvenli değildir, hem kilidinin kırılabilmesi bakımından, hem su alabilirliği açısından. O yüzen torpido gözüne evrak koymamanızı tavsiye ederim.

 

KÜÇÜK SIRT ÇANTASI

Diyelim bir yol kenarında veya benzincide durdunuz, şurada bir çay içeyim bari dediniz. Küçük sırt çantası, skutırdan uzaktayken de yanınızda olması gereken eşyalarınız için. Bu çantayı, selenin önündeki boş alana koyuyoruz. Benim son derece kişisel listem şu şekilde: Su şişesi, yol notlarım için defter ve kalem, okuma kitabım veya e-okuyucu, fotoğraf makinesi ( ille fotoğraf çekeceğimden değil, araçta bırakırsam aklım kalacağı için ), güneş koruma kremi, sinek kovucu krem. Bu son ikisinin gerçekten önemli olduğunu bana acı tecrübelerim öğretti, yoksa başlarda pek böyle titiz değildim. 🙂 Yanısıra ıslak mendil ve normal kağıt mendil, hatta belki küçük bir pürel veya başka bir el dezenfektanı sırt çantamızın bileşenlerini oluşturuyor. Ben ayrıca bel çantası taşımayı pratik buluyorum ama bel çantası taşımayıp ona koyacaklarınızı da sırt çantanızda taşıyabilirsiniz tabii ki.

 

BEL ÇANTASI

Cüzdan, kimlik-pasaport gibi evraklar ve kullanmadığım zamanlarda GoPro’ m burada duruyor. Yazlık montumun cepleri çok küçük olduğu için telefonu ve skutırın anahtarını koymak için de iyi bir alternatif oluşturuyor. Ayrıca cepsiz pantolon/şalvar giydiğim zaman da bir numaralı yardımcım. 🙂

 

Skutır Yükleme Partisi @kızbasına

BÜYÜK SIRT ÇANTASI

Bunu özellikle sona bıraktım, çünkü eşyamın çoğu bu çantada. Yıllar içinde lazım olacağını düşündüğüm pek çok şeyin o kadar da gerekmediğini, hiç aklıma gelmeyen bazı şeylerin ise gerekli olduğunu gördüm, tabii yine kişisel tecrübeler ışığında. Son güncel listem şu şekilde:

Bir tişört, bir askısız ( strapless ) üst. Askısız üstlerin güneşin çatında çok daha tercih edilir olduğunu fark ettiğimden beri yanımdan ayırmıyorum, amele yanıklarından kaçınmak için özellikle. 🙂 Bunun dışında üstünüzdekiyle beraber bir de yedek tişört yeter. İki yedek çamaşır, bir bikini üstü ve bir sutyen. İkisinden biri zaten içinizde olacak. Geçen sene bikini üstüm var nasıl olsa diye sutyen almamıştım ama akşama doğru denize girdiğim bir gün kurumak bilmedi. Aksi gibi o akşam da yemeğe davetliydim ve ıslak bikini üstüyle gitmek zorunda kaldığım için epey üşümüştüm. Bu acı tecrübeyle yedeklemeyi öğrenmiş oldum. 🙂

İki çift yedek çorap, biri gece serin olma ihtimaline karşı kalın olabilir. Bir mikrofiber havlu veya peştemal, bir yedek pantolon. Aslında bir tane iyi, çabuk kuruyan, terletmeyen trekking pantolonu, hele de bunaldığınızda paçalarını kısaltabiliyorsanız bütün işinizi görür. Yine de acil durumlar için altınıza giyebileceğiniz ikinci bir alternatif olmasında fayda var. Ve son olarak, bir uzun kollu, kapşonlu üst veya ince kazak kamp kreasyonumuzu oluşturuyor.

Bunun dışında, son dört senedir yola artık her yerde farklı modelleri bulunabilen trekking sandaletleriyle çıkıyorum. Skutırın ayak ve bacaklar için biraz daha korunaklı olması beni gevşetti sanırım, vitesli kullanırken motosiklet pantolonu ve botundan hala ödün vermiyorum. Siz de yol için korumalı bir motosiklet ayakkabısı, gündelik gezileriniz içinse kapalı bir sandalet kullanabilirsiniz. Hem su geçirmesinde sakınca yok, kanyon yürüyüşlerinde, ıslak zeminlerde kullanmak için ideal, hem de serin havalarda içine çorap giyebilir ve ihtiyar İngiliz turistler gibi gezme keyfini yaşayabilirsiniz. Bunun dışında ayacıklarınızı kurutmak, havadar gezmek için hafif bir parmak arası terlik her derdin devası.

Gece rahat uyumak için

şişme yatak ve uyku tulumu da büyük sırt çantasının içinde. Ayrıca kamera aksesuarları, harddisk, batarya, yedek telefon, usb çoklayıcı, fiş ve kablolar dan müteşekkil elektronik çantası, küçük bir dikiş kutusu, çadırın içinde kullanmak için fener ve banyo çantası da büyük çantanın sakinlerinden.

Büyük çantanın bir tarafına fotoğraf makinesi için tripod u iliştiriyorum. Diğer tarafına da, kampta şarkı çalıp söylemek en zevkli aktivite olduğu için ukulele mi bağlıyorum. 🙂

Bunun dışında, bu seneye kadar seyahatlerime iki kişilik çadırla çıktım. Çoğu çadır gibi onun da kendi çantası vardı ve genellikle arka çantanın üstüne monte ettirdiğim bir port bagaja bağlayarak taşıyordum. Bu sene, madem tek başıma geziyorum neden bu kadar büyük çadır taşıyorum ki diye düşündüm ve ultralight çadır dünyasına bir giriş yapmaya karar verdim. Naturehike’ ın tek kişilik bir çadırını aldım. Sırt çantasına sığacak boyda görünüyor. Konuyla ilgili tecrübelerimi yaşadıkça aktaracağım. 🙂

Son olarak, uzun yol motosikletlerime genellikle eklettiğim bir aksesuar da, az önce bahsi geçen port bagaj. Pek ağır olmayan, ufak tefek eşyayı buraya bağlıyorum ve gerçekten büyük kolaylık sağlıyor.

Sahillerde, ormanlarda, benzincilerde, göl kıyılarında, kayalıklarda, kanyonlarda, peribacalarında karşılaşmak üzere.

Mutlu sürüşler dilerim. 🙂

 

Skutır Yükleme Partisi @kızbasına” te bir düşünce

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.