Sabah 6:00’ da motosikletin başındayım. Yeni monte edilmiş yan çantalar, 42 lt lik yeni arka çanta, üstünde port bagajı da eksik değil. Bir önceki gün bakımdan çıkmış, uzun yola hazır kırmızı kısrağım Argo, usul usul kontağın dönmesini bekliyor. Çantaları geceden yükledim. İstikâmet, yaklaşık 740 km mesafedeki Datça. Ben Yenikapı-Bandırma feribotunu kullanarak yolu 200 km kadar kısaltacağım, feribotta da biraz uyurum diye ümit ediyorum. Esas yolculuk Bandırma’ da feribottan indikten sonra başlıyor böylece. “Yan çantalar biraz sallıyor mu ne? Balıkesir bu kadar uzak mıydı yahu, Kanaat Lokantası’ nda tirit yiyeceğim diye sabahın köründen beri aç bekliyorum. Kendi kendime de enayi gibi gidiyorum böyle, hiç tadı tuzu yok.” 

İşte yılların Kız Başına’ sının hayatındaki dönüm noktası. 🙂

“Kendi kendime de enayi gibi gidiyorum böyle, hiç tadı tuzu yok.”

İKİTEKER' DEN HAYAT DERSLERİ - 2 "TEK Mİ ÇİFT Mİ?" 
Tek gezenin fotoğraf karesine sığma dramı. İbret niteliğinde bir an.

Motosiklet kullanmaya başladığımda yirmili yaşlarımın ilk yarısındaydım. Şimdi, otuzlarımın ilk yıllarını sürüyorum. Görüp geçirenler bilir, henüz görmeyenler de görünce beni ansınlar, bu yirmili yaşların ikinci yarısında, otuzlara yaklaştıkça “Vay be, hayat şimdi başlıyor!” duygusu geliyor insana. Yirmiler, yetişkin gibi davranmaya çalıştığımız ama aslında yetişkin olmadığımız için biraz zor geçiyor. 🙂 Otuzlara yaklaştıkça taşlar yerine oturuyor, insan zayıf yönlerini güçlendirirken gereksiz defanslarını bırakmaya başlıyor. Daha az enerjiyle daha çok iş yapmayı, daha az zahmetle mutlu olmayı öğrenmeye başlıyoruz. Herhalde kırklarda daha da iyi oluyordur, onu da yaşadıkça göreceğiz. 

Yabani bir çocuktum, utangaç bir genç kıza, sonra da içine kapanık bir kadına dönüştüm. Motosiklet, benim yalnızlığı seven yapıma çok iyi bir arkadaş oldu. Tek başıma çıktığım yolculuklarda hissettiğim özüne dönmüşlük hissinin mutluluğunu başka hiçbir şeyde bulamadım. Sadece yollarda değil, hayatta da yalnızlığı tercih eden, yakın ilişkiler kurmakta zorlanan biriydim. Son birkaç senedir bir şey oldu ve ben değişmeye başladım. Galiba birileriyle paylaşılmayan bir hayatın yeterince anlamlı olmadığını anladığım bir noktaya geldim ve yol arkadaşıyla ilgili hala çok seçici olsam da, yolları paylaşmakla ilgili daha ılımlı olmaya başladım. 

Peki, ilk sorumuza dönersek: Tek mi, çift mi? 

Fark ettiyseniz, grup sürüşlerini konuya dahil bile etmedim. 🙂 Takım oyununu çok sevmeme rağmen, henüz o sosyallik mertebesine gelemedim diyelim. 🙂 

Tabii ki böyle bir sorunun net bir cevabı yok. Yakın ve derin ilişkiler kurmak hepimiz için bir ihtiyaç, bağımsız ve kendi gibi olmak da öyle. Dolayısıyla, dozu bize kalmakla beraber iki seyahat biçimine de vakit ayırmamız ve ikisinin de tadını çıkarmamız gerektiğini düşünüyorum.

Solo seyahatlerin en güzel kısmı, kendinizle baş başa kalabilme halidir. Kendinizden başka hiç kimsenin ihtiyacına ve isteğine bağlı olmadan, gerçekten canınız ne isterse, ne zaman isterse yapabilmek, bir sorunla karşılaşırsa tek başına halledebileceğine inanmak, insana tuhaf bir coşku veriyor. Ben kendimi çayırlarda deli deli koşan bir sıpa gibi hissediyorum öyle zamanlarda, ayarsız bir mutluluk. 🙂 Tecrübe etmeyen herkesin denemesi lazım. Tabii bunun için, kendinizle kalabilme, kendinizi eyleme yeteneğinizi biraz geliştirmiş olmalısınız. Bunun için uğraşmaya değer, inanın. Sadece yollarda değil, hayatının bütününde kendi kendine yetebilen bir insanın başkalarıyla kurduğu ilişki çok daha özgür, çok daha barışçıl olacaktır. Kendinizle ilişkinizi yakın ve sağlam tutmanın, hayatınızın geneline nasıl olumlu yansıdığını yaşadıkça göreceksiniz, belki zaten gördünüz. Bunun için solo seyahatler muhteşem fırsatlar oluyor. 

İKİTEKER' DEN HAYAT DERSLERİ - 2 "TEK Mİ ÇİFT Mİ?" 
Tek gezeni eziyorlar. 🙁

İkili gezmeler ise başka türlü bir güzellik. En güzel yanı, yıllar sonra bile “Ya o gün nasıl öyle olmuştu ya!” deyip gülebileceğiniz birinin olması. Kendi kendinize yaşadıklarınızı sonra kendi kendinize anlatınca o kadar zevkli olmuyor. 🙂 Bir de diğer önemli kısmı, ne kadar kendinizi eylerseniz eyleyin, çadır kurulup, hava kararıp, yemekler yendikten sonra, henüz uykunuz yoksa sizi uzun bir gece bekliyor. Bütün oyalayıcı aktiviteler bir yere kadar. Biraz sohbet istiyorsunuz. Yarenlik ihtiyacı en çok gece karanlığında basıyor. O yüzden defalarca hava kararınca sıkıntıdan uyuyup sabah üçte dörtte enayi gibi kalktığım olmuştur. 🙂 

Fakat çift gezmenin, biraz ihmal edilen bir yanı var: yoldaşların birbirine karşı sorumluluğu. Bunun çok ciddi bir mesele olduğuna inanıyorum. Çocukluğumda tüplü dalış yapardık, ilk öğrendiğimiz şey dalışın mutlaka çift olarak gerçekleştirildiği ve partnerlerin birbirinin canından ve sağlığından sorumlu olduğuydu. Çift seyahatlerini de bu ciddiyette ele almamız gerektiğini, kendi keyfimizin önüne mutlaka partnerimizin güvenliğini ve sağlığını koymamız gerektiğini düşünüyorum. Özellikle tek sürücülü çift yolculuklarında sanki sürücü bütün yolculuktan sorumluymuş da artçı onunla oradan oraya gidiyormuş gibi bir ruh hali oluyor. Halbuki artçı da en az sürücü kadar yolculuktan sorumlu olmanın yolunu bulmalı, sürücü de sorumluluk alması için artçıya izin vermeli ve teşvik etmeli. Kendini araç bakımı, motosiklete inip binmek, doğru park yerini bulmak, kaskı doğru biçimde bırakmak, kamp yeri bulmak, kamp kurmak ve toplamak, yemek planlamasını yapmak, günü organize etmek vb. konularda geliştirmeli. Seyahat söz konusu olduğunda, bir tarafın pasif kaldığı, öbür tarafın sürekli karar mercii ve sorumlu olduğu ilişkiler uzun vadede yorucu ve zararlıdır. İki kişinin de eşit inisiyatif aldığı bir yoldaşlık ise tahmin edebileceğinizden çok daha zevklidir. Eğer halihazırda bir yol arkadaşınız varsa, sorumluluk paylaşımınızı tekrar gözden geçirmenizi ve daha eşit sorumluluk almak konusunda cesur davranmanızı öneriyorum. 🙂

Özetle, yol arkadaşımız yoksa edinmeye açık olalım, varsa eşit sorumluluk paylaştığımız yolların tadını çıkarmaya bakalım ve harika bir yol arkadaşımız da olsa, solo seyahatleri yine de ilaç niyetine yapalım. Kendimizle bağımızı her tazeleyişimiz, dünyaya sadece bizim koyabileceğimiz katkıyı koymak için topladığımız yeni bir güçtür. 

Mutlu sürüşler. 🙂 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.